biri bir filmin kitaplaşmış hali
diğeri hikaye okumak maksatlı aslında kendimde kaybolacağım bir eser
öteki çok sevdiğim "adam"ın son kitabı
oğuz atay'la tanışma sürecinin başlaması bu kitapla başlayacak bende.
hikaye okumaya başlamayı bir bahane gibi addedip onu okumaya başlıyorum. beyaz mantolu adam çıkıyor karşıma. beyaz mantosunu daha bana vermeden ben devam edemiyorum. daha ilk hikaye bitmeden kendimi, sevenlerinin tabiri ile oğuzcuğum atay'ın melankolisiyle buluyorum. melankoli de denemez belki. tanıştıktan sonra kendi teşhisimizi koyarız duruma.korkuyu beklerken'i tutunamayanlar'ın devamı gibi addedenler var. bense tutunamayanlar'a bir başlangıç kılıyorum bu kitabı (kendim için).
okumaya başladıktan sonra nasıl bir halet-i ruhiyeye bürüneceğimi tahmin edebiliyorum. kendini kendinde kaybetmek belki. yaşayınca daha iyi anlaşılıyor diyip kitabın bana yaşatacaklarını başka bir yazının konusuna bırakıyorum.
çıktığı günden beri almak için can attığım bir kitap vardı ki o çok sevdiğim "adam"ın, sayın abim tarık tufan'ın kitabı. kitap adı elbette yasin suresi'ndeki şehre giren adamı hatırlatıyor. sanırım, galiba, herhalde tarık abinin kastettiği de o.
kitaptan ç/alınmış cümlelerle karşılaşıyorum zaman zaman. evet okumak için de can atıyorum!geçenlerde nihayet satın aldım. fakat sırada başka kitaplar olunca sadece onun bana göz kırpmalarını def etmekle yetiniyorum :)
kitap kapağı ilginç denebilecek bir fotoğraf. ismiyle yan yana koyuyorum; arada hiçbir ortak nokta yok. şehre giren bir adam koşarak ve şemsiye altında kimliğini saklar gibi bir adam. şehre koşarak giren bir adam tasavvur etmeye çalışıyorum zihnimde. bana heyecanı hatırlatıyor en başta. fakat kitap kapağında, ı ııh!
kitap ismi-kapak fotoğrafı arasında bir benzerlik yakalayamasak da fotoğraftaki adamı görebilmek için başımızı eğip şemsiye altına bakmanın ve kitabı okumak istemenin güzelliği var ortada. belki de adamın esrarı kitapta gizli..
vee son olarak şu anda okumakta olduğum kitaba gelirsem..
murat menteş'in ikinci romanı. aslında roman demek istemiyorum romanlarına. bir filmin kitaba uyarlanmış hali.
kitabın filme değil. filmler daha hareketli olur daha aksiyon içerir. kitapta durağanlık vardır. ama bu kitaba bakınca öyle değil! bu kitap... diyip orda kalasım var :)
okurken yazarın çok fazla film izlediği belli :D ilk kitabının başında cüneyt arkın'dan (evet yine bir film karakteri) alıntılanmış bir cümle vardı: "canımın içi böyle şeyler yalnızca romanlarda olur." ben de menteş'in kitaplarını okuduktan sonra ona diyorum ki: "sayın menteş böyle şeyler ancak filmlerde olur."kitap ilk başlarda sıkıcı aslında. cümle başı çin atasözleriyle dolu dersem abartmam. istikrarlı olup okumaya devam edince günlerce devam eden bir film gibi. bazen sizi de içine alıyor. yolda yürürken birileri ateş edecek gibi paranoyaklaşıyorsunuz :D
çok kötü bir yönü var ki; kendine bağımlı kılıyor (kaç gündür ders çalışmıyorum yahu!) acaba şimdi ne olacaklar biraz daha biraz daha okuyorsunuz. ve bitirdiğinizde etrafa bakıp ee şimdi ne olacak demek olası bence. ben daha bitirmedim. bu merakla bugün bitiririm. onu bitirdikten sonra hayatı kaldığı yerden onsuz nasıl devam edecek düşünmekteyim. evet kitap içine alan bir macera!
2 not düşüldü:
oğuz atay korkuyu beklerken..... erken ölmüş bi yazar bee kimbilir daha neleri gelecekti... tutunamayanları da tavsiye ederim... aslında bir çok kişinin aksine korkuyu beklerkenle başlaman güzel.. tutunamayanları okumadan önce oğuz atayı ne kadar iyi anlarsan selim ışık sana o kadar yol gösterecektir tutunamayanlarda.. değil mi selimciğim..
korkuyu beklerken yanlış bir tercihti belki başlamak için. ağır geldi / geliyor. korku'dan sonra oğuz atay'a ara vereceğim. sonra tutunamayanlar inşallah. ama o da vuracak beni fazlaca, biliyorum.
teşekkür ederim ayrıca..
Yorum Gönder