tarık tufan hakkında şurada birazcık bir şeyler yazmıştım. kendiyle pek alakalı olmayıp ona bakış açımla alakalı. ve bu kitaba başlamadan evvel, tarık tufan'a dair yeni izlenimlerimi söyleyeceğimi belirtmiştim bir arkadaşıma da, "kitabı bitirdikten sonra" ve gün geldi heyecanla okumayı beklediğim kitaba başladım. birkaç gün boyunca doygunluk aradım. gece okumalarımı gündüze erteledim. gündüzleri hiç okumak içimden gelmedi.
halbuki ne hevesliydim. "okumaya can atıyorum" demiştim.. bunu derken kitap kapağı ve adı üzerine de birkaç kelam etmiştim. şimdi hepten eleştireceğim..tarık tufan'ın 5. kitabı bu. tarık tufan güzel sözler söyleyen, güzel şeyler düşünen bir abi. ben severdim, benim için tek'ti, harikuladeydi. radyo programı yapardı. radyo işini bıraktı sonra. bırakmadan evvel tanımıştım onu. bir keresinde sultanahmet kitap fuarı'nda tanışır gibi olmuştuk. yanımda kitabı yoktu, imzalatamamıştım (imzalı kitap da ne oluyorsa işte, aman!)
kitaplarından, radyo programlarından tanıyorum onu. sonra da bağım koptu. zaman zaman tavşan dağa küstü, dağ habersizdi bundan. velhasılı son kitabında çok şey bekliyordum ondan. bu arada tarık abi sonraları radyoyu bırakıp televizyona başladı. belki gerekliydi. ama... neyse boşver yargılamak da neyime.
kitap bugün gazetesindeki son köşe yazısıyla başlıyor. "anna" diyor başlıkta ve yazıda. sonra "anna"lar ve "başlık"lar kayboluyor. her sayfa ya da her bölüm başında bir simge var. ve her bölümü 1-1.5-2 sayfa sürüyor (hayatımda en hoşlanmadığım kitap içerik sistemi fakat benim kitaptan hoşlanmama sebebim bu değil). bu kısa kısa bölüm(cük)ler her an okuyana ara verdirme havasında.
"şehre koşarak giren adam" dan bir sayfada bahsediliyor. (18. sayfaya kadar okudum ben. sonrasından habersizim) şahıs hakkında "benim kahramanım" diye konuşuyor tarık abi. devam eden bölümün bu kahramanla alakası yok. biraz günlük tadı. biraz bir bloğun kitaba dökülmüşlüğü gibi..
kitapların önsözlerini hiç sevmem. çoğu kez okumam ya da hepsini okumam. tarık abi "ilk söz" diye yazmış bu kısmı, kısa tutmuş:
Yakama yapışan cümleleri yazdım. Bir cümle insanın yakasına yapışır mı demeyin, yapışır.
Gördüklerimi, hatırladıklarımı, sayıkladıklarımı, unuttuğumu sandıklarımı, gözlerimi kapatır kapatmaz zihnime üşüşenleri yazdım.
Aklıma ilk geldikleri halleriyle yazdım cümleleri.
Bir küçük gazete haberini, bir film sahnesini, yolda gördüğüm İnsanları yazdım.
Çoktan kabuk bağladığım düşündüğüm yaralarım vardı. Yanılmışım. Yazmaya başlayınca onlar da bir bit sızlamaya ve bazen de kanamaya başladı.
En çok tekrarladıklarım, en çok ihtiyaç duyduklarımdır.
Bundan öte bir amacım yok.
evet ben burayı okumuşum ama dikkat etmemişim. adama günlük gibi-m bir şey yazmış ya meğer-sem. ben de tuttum "şehre koşarak giren adam"ın serüvenini bekledim.
ve 18. sayfada kitabı sonlandırdım. "sanırım artık tt benim için bitmiştir" dedim.
hayal kırıklığım.. şokum.. yapma be tarık abi. çok mu büyüttüm gözümde ki..?
kekeme çocuklar korosu, hele hele kraliçenin pireleri, ve sen kuş olur gidersin, hayal meyal.. bunların hepsi ne güzeldi, bir içimlik su gibiydi. ama bu kitap.. bekleneni vermedi. şimdi soğuk gözlerle bakıyorum ona. okumak içimden gelmiyor.. belki bir ara elime alıp karıştırırken bölüm-cüklerinden okurum..
off..
0 not düşüldü:
Yorum Gönder